Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde şap hastalığıyla mücadele süreci, farklı kesimlerden gelen açıklamalarla gündemdeki yerini koruyor. Hayvancılıkla uğraşan Yusuf Şanlıer, KKTC’de yürütülen mücadelenin başarılı olduğunu belirterek, Tarım Bakanı Hüseyin Çavuş’un süreci etkin ve doğru bir şekilde yönettiğini ifade etti.
Öte yandan adanın güneyinde ise durumun çok daha tartışmalı olduğu görülüyor. Rum tarafında faaliyet gösteren KEKK adlı sivil grubun başkanı Nicolas Prodromou, Güney Kıbrıs’taki uygulamalara sert sözlerle tepki gösterdi.
Prodromou, yetkililerin sürecin “protokollere uygun” yürütüldüğü yönündeki açıklamalarını sorgulayarak, sahada ortaya çıkan görüntülerin ve tanıklıkların bu söylemle örtüşmediğini dile getirdi. Uygulamaların şeffaflıktan uzak olduğunu savunan Prodromou, hayvan itlaf yöntemlerine ilişkin ciddi soru işaretleri bulunduğunu vurguladı.
Sahada yaşananlara dair net ve kamuoyunu tatmin edecek açıklamaların yapılmadığını belirten Prodromou, karar alma mekanizmalarının ve denetim süreçlerinin belirsizliğine dikkat çekti. “Bu emirleri kim verdi, uygulamaları kim denetliyor?” sorularını yönelten Prodromou, sorumluların hesap vermesi gerektiğini ifade etti.
Larnaka bölgesine bağlı Dromolaksia, Menou, Livadia, Trulli, Aradippou ve Oroklini ile Lefkoşa’daki bazı bölgelerde binlerce hayvanın itlaf edildiğini belirten Prodromou, bu durumun hem üreticiler hem de sektör açısından ağır sonuçlar doğurduğunu söyledi. Hayvancılar ve ailelerinin ciddi psikolojik ve ekonomik kayıplar yaşadığını, birincil üretim sektörünün ise çöküş riskiyle karşı karşıya olduğunu dile getirdi.
Siyasi aktörleri de eleştiren Prodromou, partilerin, milletvekillerinin ve “değişim” vaat eden siyasetçilerin süreçte yeterince sorumluluk almadığını savundu. Krizin en kritik anlarında sahada görünmeyen siyasi yapıların, kamuoyuna da tatmin edici açıklamalar yapmadığını belirtti.
Sessizliğin kabul edilemez olduğunu vurgulayan Prodromou, yaşananların unutturulmasına izin vermeyeceklerini söyledi. Sürecin takipçisi olacaklarını belirten sivil toplum temsilcisi, gerçeklerin ortaya çıkması ve sorumluların hesap vermesi için mücadeleyi sürdüreceklerini ifade etti.
Yaşanan gelişmeler, adanın iki tarafında şap hastalığıyla mücadelede izlenen yöntemler ve kriz yönetimi anlayışı arasındaki farkı bir kez daha gözler önüne seriyor.




