Gazeteci Dilek Kırıcı’dan Üstel’e övgü dolu sözler:
Üstel’ in en değerli özelliği barış dilidir
2002-2003 yılları… Annan Planı’nın Kıbrıs gündemini salladığı, toplumda derin çatlakların oluştuğu, insanların “vatan haini”, “satılmış”, “Rumcu”, “milliyetçi” gibi etiketlerle yaftalandığı yıllar… Ülkenin siyasi arenasında UBP-CTP koalisyonu hüküm sürüyordu. Avrupa Birliği’nin tüm organlarıyla Lefkoşa’ya taşındığı ve dünyanın dikkatinin bu küçük ada üzerine yoğunlaştığı bir dönemdi.
O günlerin ruhu farklıydı; anlatmak, yaşamayanlar için pek de kolay değil. 22 yıl sonra dönüp baktığımda, bu dönemin detaylarına girmeyeceğim, çünkü bugünün konusu başka.
O dönem, çalıştığım televizyon kanalında Annan Planı’nı desteklediğim için işten çıkarıldım. Meclis muhabiriydim, siyasilerle olan yakın ilişkilerim hemen hemen her milletvekiliyle dostluğa dönüşmüştü. İşte Ünal Üstel’i o yıllardan tanıyorum. Kendisi o dönemde Meclis Başkan Yardımcısıydı.
Tam 22 yıl geçmiş. O gün başlayan arkadaşlığımız ve dostluğumuz aralıksız bugünlere kadar sürdü. Zor zamanlarımda Ünal Üstel’in desteğini defalarca gördüm. O dönemki Bakan Salih Çoşar’ın kapısını çalarak, “Dilek, iki çocuğuyla işsiz kaldı, ona acil iş bulmamız lazım” diyerek, benim için defalarca mücadele etti. Annan Planı’nın o keşmekeşinde, kimsenin bireysel yardımlarla ilgilenmediği bir dönemde, Ünal Üstel beni hiç yalnız bırakmadı ve sonunda Salih Çoşar’ın da katkılarıyla Kıbrıs Sigorta’da bir iş bulmamı sağladı.
Eşimden ayrılmış, iki küçük çocuğumla ortada kalmıştım. Hiç akrabası bile olmayan genç bir kadın için çok zor bir dönemdi. Bugün, Allah’a şükür, 20 yıllık çalışma hayatımı geçirdiğim, çocuklarımı büyüttüğüm işimi, bir an bile bana katkısını esirgemeyen Ünal Üstel’e borçluyum.
Bu satırları neden yazıyorum? Minnet duyuyorum, evet… Kendisine müteşekkirim. Ünal Üstel ismi benim için kardeştir, abidir, dosttur; kapısını çalabileceğim bir arkadaştır. Siyasetçinin kişilik özellikleri kırmızı çizgimdir. İnsanlığı, ruhu neler barındırır, çok önemlidir.
27 yıllık basın hayatımda nelere şahit olmadım ki… Kendi insanını, halkını, muhalefetini, koalisyon ortağını her vesilede Türkiye hükûmetine şikayet edenler… Türkiye siyasetini harekete geçirip, kendi güçleriyle alt edemedikleri partililerini yerden yere vuranlar, muhalefeti “vatan haini” diye itham edenler ve Türkiye’nin gücü ile siyasi koltuklara sahip olanlar… Hala daha siyasi gücünü kendi halkının desteğinden değil, Türkiye’nin desteğinden alanlar…
Ünal Üstel’in en değerli bulduğum özelliği ise barış dilidir. Güven duyulup duyulamayacağına bakarım bir siyaside… Halkını Türkiye’de nasıl temsil ettiğine, Türkiye ile ilişkilerinde ülkesine hangi hizmetleri getirebileceğine, kurduğu hükûmette koalisyon ortaklarıyla uyum içinde olup olmadığına, yaptığı açıklamalardaki tutarlılığına bakarım. İnsanların yüzüne değil, arkasından hangi dili kullandığına, vicdanı olup olmadığına, kapısına gidenin derdine çare bulup bulmadığına bakarım. Karar verebilme kabiliyeti, insanların etkisinde kalmadan liderlik sergileme yeteneği, kendisine destek veren kalıcı dostları olup olmadığı gibi özelliklere bakarım.
Bu satırları, 23 yıllık arkadaşlık, dostluk ve kardeşliğe dayanarak yazıyorum. Bu yazı, herhangi bir kurultay için yazılmış değildir; bu yazı, “gelecek” için yazılmıştır. Çünkü insanın önce vicdanı olmalıdır.
Ünal Üstel’in barış dili ve liderlik gücü bakalım ona daha hangi siyasi kapıları aralayacak…



