UBP Genel Başkanı ve Başbakan Ünal Üstel, Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin (CTP) ülkedeki güvenlik sorunlarının ve artan suç olaylarının ele alınması amacıyla Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nun “Toplum Güvenliği” gündemiyle olağanüstü toplanması çağrısına yanıt verdi. Üstel, ülke güvenliğine ilişkin resmi polis raporları, somut rakamlar ve karşılaştırılabilir verilerin KKTC’nin geçmiş yıllara göre daha güvensiz hale geldiğini veya suçların aydınlatılmasında zafiyet yaşandığını göstermediğini belirterek, güvenlik konusunun seçim döneminde “siyasi şov” malzemesine dönüştürülmesine karşı çıktı.
Üstel, yaptığı açıklamada, ülke güvenliğine ilişkin resmi polis raporlarına, somut rakamlara ve karşılaştırılabilir verilere dayanarak gerçekleri kamuoyuyla paylaştıklarını ifade etti.
“Ortada duran hiçbir resmi veri, ülkemizin geçmiş yıllara göre daha güvensiz hale geldiğini veya suçların aydınlatılmasında bir zafiyet yaşandığını göstermemektedir” diyen Üstel, buna karşın ülkede işlenen her suçun, yaşanan her trafik kazasının ve kaybedilen her canın kendilerini derinden etkilediğini kaydetti.
“HİÇBİR RAKAM YAŞANAN BİR ACIYI KÜÇÜLTEMEZ”
Rakamların yaşanan acıları küçültmeyeceğini vurgulayan Üstel, “Hiçbir rakam yaşanan bir acıyı küçültemez” dedi.
Üstel, kendilerinin hiçbir zaman “sorun yok” demediklerini belirterek, suçla mücadele, trafik güvenliği ve halkın huzurunun korunması konusunda ellerinden gelenin fazlasını ortaya koyduklarını ifade etti.
Eksiklerin giderilmesi, güvenlik güçlerinin kapasitesinin artırılması ve gerekli tedbirlerin alınması için çalışmaya devam ettiklerini belirten Üstel, ülke güvenliği konusunda üzerinde durulması gereken başka bir gerçek bulunduğunu söyledi.
“ÜLKEMİZİ ‘CİNAYET ADASI’ GİBİ GÖSTERMEK SORUMLU SİYASET DEĞİL”
Üstel, ellerindeki resmi verilerin, geçmişteki kendi iktidar dönemleriyle karşılaştırıldığında dahi birçok başlıkta daha olumlu bir tablo ortaya koyduğunu savundu.
Üstel, seçim döneminin yaklaşması nedeniyle ülkenin “cinayet adası” veya “güvensizlik adası” gibi gösterilmeye çalışılmasının sorumlu siyaset anlayışıyla bağdaşmadığını belirterek, bunun ülke ekonomisine, turizme, uluslararası algıya ve halkın huzuruna zarar vereceğini ifade etti.
“MUHALEFETİN ELEŞTİRİ HAKKINA SAYGIMIZ SONSUZ”
Muhalefetin eleştiri hakkına saygı duyduklarını belirten Üstel, muhalefetin televizyon, gazete, dijital ve sosyal medya ile Meclis kürsüsü dahil olmak üzere görüşlerini özgürce ifade edebildiğini kaydetti.
Üstel, “Ancak ülkede adeta bir savaş hali, olağanüstü bir güvenlik krizi veya devlet otoritesi ortadan kalkmış gibi bir görüntü yaratıp Cumhuriyet Meclisi’ni olağanüstü toplantıya çağırmayı siyasi bir gösteriye dönüştürmelerine bizim de destek vermemizi beklemesinler” ifadelerini kullandı.
“SİYASİ ŞOVLARINA KOLTUK DEĞNEĞİ OLMAYACAĞIZ”
Üstel, ülke güvenliğinin siyasi şova dönüştürülmesine izin vermeyeceklerini belirterek, “Ülke güvenliğini siyasi şova çevirmelerine koltuk değneği olmayacağız” dedi.
Polis ve güvenlik güçlerinin başarısız gösterilmesi, devletin güvenlik konusunda zafiyet yaşadığı algısının oluşturulması ve ardından bunun hükümet desteğiyle siyasi propagandaya dönüştürülmesi girişimlerine de destek vermeyeceklerini ifade eden Üstel, bu tür bir algı operasyonuna “çanak tutmayacaklarını” söyledi.
“GEREKLİ İMZALAR BULUNURSA MECLİS’E GİDERİZ”
Cumhuriyet Meclisi’nin olağanüstü toplantıya çağrılması konusunda da değerlendirmede bulunan Üstel, gerekli imzaların bulunması ve Meclis İçtüzüğü çerçevesinde toplantı çağrısı yapılması halinde Meclis’e giderek yerlerini alacaklarını belirtti.
Üstel, “Meclis’teki yerimizi alır ve gerçekleri milletvekillerimizle birlikte halkımızın önünde anlatırız. Bundan kimsenin şüphesi olmasın” dedi.
Ancak hükümetin siyasi gösterilerin parçası haline getirilerek gerçeklerle bağdaşmayan bir algı operasyonuna kendi elleriyle meşruiyet kazandırmasını kimsenin beklememesi gerektiğini ifade etti.
“ÜLKE GÜVENLİĞİNİ SEÇİM MALZEMESİ HALİNE GETİRMELERİNE ORTAK OLMAYACAĞIZ”
Muhalefetin eleştirmesine, konuşmasına, soru sormasına ve demokratik imkanların tamamını kullanmasına itirazları olmadığını belirten Üstel, ancak ülke güvenliğinin seçim malzemesi haline getirilmesine, Polis Teşkilatı’nın emeğinin değersizleştirilmesine ve KKTC’nin dünyaya güvensiz bir ülke gibi gösterilmesine ortak olmayacaklarını vurguladı.
Üstel, “Bizim sorumluluğumuz siyasi şovlara değil, halkımızadır” dedi.
Başbakan ve UBP Genel Başkan Üstel’in açıklamasının tamamı şu şekilde:
“Ülke güvenliğine ilişkin resmi polis raporlarına, somut rakamlara ve karşılaştırılabilir verilere dayanan gerçekleri kamuoyumuzla paylaştık.
Ortada duran hiçbir resmi veri, ülkemizin geçmiş yıllara göre daha güvensiz hale geldiğini veya suçların aydınlatılmasında bir zafiyet yaşandığını göstermemektedir.
Bununla birlikte rakamlardan bağımsız olarak ülkemizde işlenen her suç, yaşanan her trafik kazası ve kaybettiğimiz her can bizi derinden etkilemekte ve yaralamaktadır.
Hiçbir rakam yaşanan bir acıyı küçültemez.
Biz de hiçbir zaman “sorun yok” demedik, demiyoruz.
Suçla mücadelede, trafik güvenliğinde ve halkımızın huzurunun korunmasında elimizden gelenin fazlasını ortaya koyuyoruz. Eksiklerimizi gidermek, güvenlik güçlerimizin kapasitesini artırmak ve gerekli tedbirleri almak için çalışmaya devam ediyoruz.
Ancak burada üzerinde durulması gereken başka bir gerçek vardır.
Bugün ellerindeki resmi veriler, kendi iktidar dönemleriyle karşılaştırıldığında dahi birçok başlıkta daha olumlu bir tablo ortaya koyarken, sırf seçim dönemi yaklaşıyor diye ülkemizi bir “cinayet adası”, bir “güvensizlik adası” gibi göstermeye çalışmak sorumlu siyaset değildir.
Bunun ülke ekonomisine, turizmine, uluslararası algısına ve en önemlisi halkımızın huzuruna vereceği zararı görmezden gelmek kabul edilemez.
Muhalefetin eleştiri hakkına saygımız sonsuzdur.
Televizyonlar kendilerine açıktır. Gazeteler açıktır. Dijital ve sosyal medya mecralarında her türlü görüşlerini özgürce ifade etmektedirler. Meclis kürsüsünde de düşüncelerini dile getirmelerinin önünde hiçbir engel yoktur.
Ancak ülkede adeta bir savaş hali, olağanüstü bir güvenlik krizi veya devlet otoritesi ortadan kalkmış gibi bir görüntü yaratıp Cumhuriyet Meclisi’ni olağanüstü toplantıya çağırmayı siyasi bir gösteriye dönüştürmelerine bizim de destek vermemizi beklemesinler.
Ülke güvenliğini siyasi şova çevirmelerine koltuk değneği olmayacağız.
Polisimizi ve güvenlik güçlerimizi başarısız göstermek, devletimizde güvenlik zafiyeti varmış algısı yaratmak ve ardından hükümetin desteğiyle bunun siyasi propagandasını yapmak istiyorlarsa buna çanak tutmayacağız.
Olağanüstü toplantı için gerekli imzaları bulurlar, Meclis İçtüzüğü çerçevesinde toplantı çağrısı yapılırsa elbette gider, Meclis’teki yerimizi alır ve gerçekleri milletvekillerimizle birlikte halkımızın önünde anlatırız.
Bundan kimsenin şüphesi olmasın.
Ama hükümeti kendi siyasi gösterilerinin parçası haline getirerek, gerçeklerle bağdaşmayan bir algı operasyonuna kendi elimizle meşruiyet kazandırmamızı da kimse beklemesin.
Eleştirsinler.
Konuşsunlar.
Soru sorsunlar.
Ellerindeki bütün demokratik imkanları kullansınlar.
Bunların hiçbirine itirazımız yoktur.
Ancak ülke güvenliğini seçim malzemesi haline getirmelerine, Polis Teşkilatımızın emeğini değersizleştirmelerine ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni dünyaya güvensiz bir ülke gibi göstermelerine ortak olmayacağız.
Bizim sorumluluğumuz siyasi şovlara değil, halkımızadır.
Eksik varsa tamamlayacağız.
Sorun varsa üzerine gideceğiz.
Tedbir gerekiyorsa alacağız.
Güvenlik güçlerimizin daha fazla imkana ihtiyacı varsa sağlayacağız.
Çünkü bizim görevimiz algı üretmek değil, devlet yönetmektir.
Halkımız müsterih olsun.
Devletimiz görev başındadır. Polisimiz görev başındadır. Hükümetimiz görev başındadır.
Ülkemizin huzurunu ve güvenliğini korumak için dün olduğu gibi bugün de kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz”





